Koronavirüs salgınında vaka sayısı 50 bin 678’e ulaştı

Koronavirüs salgınında vaka sayısı 50 bin 678’e ulaştı

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin günlük koronavirüs t
Ana Sayfa Kültür & Sanat 6 Nisan 2021 9 Görüntüleme

‘İmkânsız Eve Dönüş’

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde açılan İmkânsız Eve Dönüş adlı sergi, sanatseverleri çok yönlü, benzersiz bir sanatçıyla, Etel Adnan’la buluşturuyor. Küratörlüğünü Serhan Ada ile Simone Fattal’ın birlikte üstlendiği sergi, 1925 yılında Beyrut’ta çok dilli, çok dinli, çok kültürlü bir ailede dünyaya gelen Etel Adnan’ın, bu zengin kimliği yansıtan eserlerini İstanbul’a taşıyor. Yaşamından eksik olmayan savaşlara, siyasal ve toplumsal olaylara kayıtsız kalmayan sanatçı, üretimlerinde iki temel ifade aracını, yazıyı ve resmi, bazen birbirinden ayrı, bazen de birbirinin içinde kullanıyor. Retrospektif niteliğindeki İmkânsız Eve Dönüş, sanatçının yağlı boya, desen, baskı, seramik, halı, leporello (akordeon şeklinde katlanmış defter) ve film gibi çok farklı alanlarda ürettiği eserleri bir araya getiriyor. Etel Adnan’ın sanatsal üretimlerinin yanı sıra farklı dönemlerde yapılmış söyleşilerin video kayıtları da izleyiciyle buluşuyor. Mevsimleri, manzaraları, işaretleri, hayali gezegenleri, uyduları etkileyici enerjisi ve yalın üslubuyla yansıtan Etel Adnan, eserleriyle ilk kez tanışacak ziyaretçilere yepyeni bir keşif ve yorumlama alanı vadediyor. 

Renklerle yazılmış bir şiir

Şam doğumlu Müslüman Arap bir baba ile İzmirli Ortodoks Rum bir annenin, her ikisinin de cemaatlerinden dışlanmasına sebep olan evliliğinden dünyaya gelen Etel Adnan’ın tüm yapıtları köklerinin izlerini taşıyor. İmkânsız Eve Dönüş sergisinin iki küratöründen biri olan Serhan Ada, Etel Adnan’ın kimliğinin göç, sürgün ve iltica gibi kavramlarla şekillendiğine değiniyor ve sergiyi düzenlerken sanatçının eserlerini bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını ifade ediyor. Serhan Ada, “Etel’in tüm eseri bir şiirdir. Bildiğimiz şiir biçiminde, manzum olmayanlar da dâhil. Zaten tüm görsel eseri de renklerle yazılmış bir şiir değil mi?” diyor. Serginin eş küratörü Simone Fattal ise, sanatçının tek bir çerçeveden bakılarak anlaşılmasının imkânsızlığını vurguluyor ve şunları ekliyor: “Etel Adnan hem şair hem yazar hem halı desinatörü hem de ressam ve bu yönlerinden yalnızca herhangi biriyle anlatılamaz. Tüm özellikleriyle anlaşılmalı, tüm özellikleri birlikte incelenmelidir.”

Göç, sürgün ve savaşın hayaleti

1925 yılında Beyrut’ta dünyaya gelen Etel Adnan, öğrenimine bir Fransız kız okulunda başladı. Daha sonraları, bir yandan okuyup bir yandan çalışmak zorunda olan bir genç kızken, okulda öğrendiği Fransızca ile edebiyatla haşır neşir olan Adnan, bu sayede kazandığı bursla Paris’e, Sorbonne Üniversitesi’ne felsefe ve estetik eğitimi almaya gitti. Ardından ABD’ye göç eden ve doktora eğitimine Berkeley ve Harvard gibi tanınmış üniversitelerde devam eden sanatçı, Arap dünyasındaki hareketlilik sürerken 1972 yılında Beyrut’a, kendi deyimiyle “sürgünden sürgüne” döndü. Ancak on yıllar önce bıraktığı şehrinin ufkunda yeniden bir savaş beliriyordu. Savaş sona ermeden Beyrut’tan yeniden gönüllü sürgüne, Kaliforniya’ya gitti ve böylece hayatının geri kalanını, Amerika-Lübnan-Fransa üçgeninde sürdürmeye devam etti. 

Resim yapmaya, edebiyata olan ilgisini keşfettikten çok sonra, 1959 yılında başlayan Etel Adnan, eserlerini ilk olarak San Francisco’daki sanat merkezleri ve galerilerde sergilemeye başladı. Beyrut’a geri döndüğü döneme kadar geçen sürede leporello ve kilim dokuma sanatlarına olan ilgisinin farkına vararak bu alanlara yöneldi. Beyrut’ta Al Safa gazetesinde çalışırken Suriyeli ressam Simone Fattal ile tanıştı. Fattal’la ortak bir atölyede çalışmaya başlayan Adnan, kısa bir süre sonra Lübnan’daki ilk kişisel sergisini Beyrut, Dar-al Fan’da açtı.  

Etel Adnan’ın neredeyse her söyleşiye anne ve babasının kökenlerini anlatarak başlaması, ailesinin girift kimliği ile kendi kimlik inşasının ne kadar iç içe geçtiğinin önemli bir göstergesi olarak düşünülebilir. Bunların üzerine göç, sürgün, iltica, savaş kavramlarıyla çalkalanan Beyrut’un hayaleti eklenince, sanatçının her bir eseri farklı anlamlar kazanıyor. Bienaller ve sergilerle birçok farklı ülke ve şehirde sanatseverlerle buluşan Etel Adnan, tüm üretim dönemleri ve ifade biçimlerini içeren bu kapsamlı sergi ile Türkiye’de ilk kez Pera Müzesi’ne konuk oluyor.

Hibya Haber Ajansı

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.